İçeriğe geç

Kadınlar Neden Eş Seçemiyor? Yeni Nesil Kadın Düşmanlığı

    Kadınlar Neden Eş Seçemiyor? | Yeni Nesil Kadın Düşmanlığı

    Günümüzde birçok çalışma kadınların daha zor beğendiğini ve zor eş seçtiğini gösteriyor. Sonuçta da doğum oranları düşmeye başladı. Her şeyi bırakın artık bir erkekle olma nedenlerinin temelinde zaten çocuk yapmak yok. Bunu güncel çalışmalarla da göstereceğim.

    Hepsi bir kenara göz önüne sokulan bir kadın düşmanlığı propagandası mevcut. Kadınlar devamlı erkekleri suçluyor fakat baktığımızda ideolojik olarak kadınlarda daha büyük bir değişim var, bunun çoğunluğu da cinsel eşitlik üzerinden yürümüş durumda.

    Geleneksel erkek-kadın rollerini esas alan her akım, felsefe veya ideoloji suçlanır durumda. Bunun içinde manosphere grupları, gelenekselciler, dindarlar, kırmızı hap, mgtow; özetle her türlü erkek akımı mevcut. Hepsi de yakın şeyler söylediği için negatif ve kadın düşmanı olarak algılanıyor. Peki gerçek bu mu? Gerçekten kadınlar mı değişti, yoksa erkekler mi?

    Erkeklerin kadın düşmanı gibi gösterilmesi tamamıyla propaganda diyebiliriz. Evet, artan bir kadın düşmanlığı var fakat buna oranlar erkek düşmanlığı 2-3 kat artmış durumda. Yapılan bir çalışmada 25 yaş altındaki yeni nesil Z jenerasyonu kadınlarda erkeklere oranla 3 kat fazla negatif düşünce mevcut. Yaşla birlikte bu azalıyor.

    Yine yapılan sosyolojik çalışmalarda kadınlarda ideolojik görüş neredeyse bütün büyük ülkelerde ciddi anlamda değişmiş, sol-liberal tarafa kaymış durumda. Erkeklerdeyse durum pek değişmemiş. Yani değişen erkekler değil. 20 sene öncede erkekler benzer şeyleri isterken; kadınlarda büyük bir değişim mevcut. Bu da güncel sosyal ve ekonomik koşullarla iyice köpürtülüyor. Sosyal medya, artan ekonomik baskılar da büyük etken.

    Bireysel farklılık var mı? Kadın ve erkek birbirine yakın mı?

    Biliyorsunuz ki kadın ve erkeğin eşitliği, hatta toplumsal roller temelinde birbirine benzeyeceği  genel olarak savunulan bir olgu. Özellikle son 50 senede tipik savunmaları görüyüruz. Örneğin kadına biçilen roller (ev işleri, bakım, çocuk bakımı vs.) aslında toplumsaldır. Kadının biyolojisinde böyle bir şey yoktur. Toplumsal eşitlik olursa rol farkı oluşmaz gibi… Aslında böyle değil.

    Üstteki sol-liberal kutuplaşma zaten farkı gösteriyor fakat bunu destekleyen başka çalışmalar da mevcut. 2026’da yapılan yeni bir çalışmada 2767 katılımcıyla çalışılmış kadın ile erkek arasında ufak tefek birçok fark tespit edilmiştir.Bu farklardan o kişinin erkek mi kadın mı olduğu tahmin edilebilmekte ve hatta gerçek hayattaki tercihleri simüle edilebilmektedir (Referans).

    Z Jenerasyonunda Yüksek Kaygı Mevcut

    Mesela çok ilginç bir durum daha var. 25 yaş altı kadınlarda ciddi bir ekonomik problem var. Kaygı duyuyorlar. Özgürleşme olsa da kadınlar aşırı şekilde artan bireyselleşme ve sosyal medya tarafından kutulanmış, sınırlandırılmış durumdalar. Sonuçta Z jenerasyonu daha fazla ailesiyle yaşıyor. Ev alma şansı olmadığını düşünüyor. Çoğunluk bağlarından kopmuş ve yalnız olduğunu bildiriyor. %50si hala ebeveynleriyle yaşıyor. Bence erkeklerden nefret edilmesinin bir nedeni de bu. Kadınlar kalifiye erkek bulmakta zorlanınca, haliyle söyleniyorlar. Belli özgürlükler kazansak da evrimsel olarak kadınların eşleşme stratejisinde her zaman statüsü yüksek bir erkeğe ulaşma algısı mevcuttur.

    Bir önceki grafiğe dikkat edin artan yaşla birlikte erkek nefreti azalmış. Bunun bir nedeni de 30 yaş üstündeki erkeklerin statü sahibi olma ihtimalinin daha yüksek olması olabilir mi? Oysaki 25 yaş altı kadınlar devamlı olarak başarısız ve söylenen erkekleri görüyor.

    Tabii bu durum birçok makaleye konu olmuş durumda. Örneğin 2026’da yeni yayınlanan bir makalede bu durum geniş şekilde irdelenmiş ve buna “genç kadın sendromu” denmiş (Referans).

    Makalede sürecin sadece bireysel ve psikolojik değil, sosyolojiktir olduğu belirtilmiş. Yapılan bazı çalışmalarda özellikle Nordik ülkelerde kadınlara verilen ekstra yardımlara, eşitlemeye, artan gsmh’a rağmen; refah artsa da çocuk doğum oranları ve evlilikler hızla düşüyor. 2003’e kadar iyi giden bu oranlar özellikle 2010’larda hızla düştüğü görülmüş. Yani en başta eşitlik ve refah aile kültürünü iyileştiriyor savunulsa da sonrasında tam tersine dönmüş çünkü genç kadınların neyi tercih edeceğini bilemeyecek bir bolluk içinde olduğu görülmüş.

    Bazı sosyolojik gelişmeler hemen sonuç vermez, burada da sonuçlar anca 2010larda ortaya çıkmış gibi görünüyor. Evet kadınlar çok özgürleştiler fakat bu durum eskisi gibi mutlu aile bağlarına neden olmadı çünkü kadınların seçiciliği arttı.

    1985’ten 2012’ye kadar, 45 yaşına kadar üremeyen Norveçli erkeklerin sayısı %14’ten %23’e yükseldi. Günümüzde Norveçli erkeklerin 40 yaşına kadar eş olma ihtimali en üst segment için %90ken en alt segment için %40lara düşebiliyor. Yani ciddi bir boşluk var.

    Kadınlar Çocuk Yapmak İstemiyor mu?

    Çalışmada bazı kadınlar çok uzun süre arama yapar ve sınırlı üreme pencerelerini tüketir demiş. Üreme oranları düşse de ilginç şekilde anti-natalizmin yaygın olmadığını %2.9 gibi bir oranda kaldığını Norveçli kadınların bile ortalam 2.6 çocuk istediği bulunmuş, hatta evlenme zorunluluğu da ortadan kalkmış fakat buna rağmen çocuk doğum oranları hala düşüyor. Belki de aşırı serbestlik ve özgürlük iyi değildir. Kadınlar bunca gelişmeye ve çocuk istemelerine rağmen uygun erkeği bulamıyorlar.

    Benzerini bir diğer çalışmada da görüyoruz. Kadınların zenginleştikçe daha da zengin erkekler arıyorlar. Yani tamam ben zenginim paraya ihtiyacım yok demiyorlar. Yani mesele bakıma muhtaç olmak veya golddiggerlık değil. Baya sakala belirliyor ve bunun altıyla olmam diyor. Evet biz buna hipergami diyoruz. (Referans)

    İlişkilerde Dönüşümler

    Makaleye göre 4 dönüşüm mevcut. İlk kırılma 1200’de en önemlisi de 1750’de sanayi devrimi ve işçilerin ortaya çıkmasıyla olmuş görünüyor. Hatta bu dönemde bile kuzeybatıda gayri-meşru doğumlarda 2-4 kat arası artmış. Genelde de statü sahibi erkekler tarafından kandırılmışlar.

    Zaten 3.sü yani 1968’de bireycilik, feminizm, eşitlik ve doğum kontrolle geliyor. Bu dönemde kısa süreli ilişkiler görülmeye başlamış. Öncesinde neredeyse hiç yok. Tabii sonuçta doğurganlık azalmış ve kalıcı evliliklere ve ilişkilere ilk darbe de gelmiş. 4.sününse 2040’da yapay zeka ile geleceği öngörülüyor.

    En büyük sorunlardan biri kadınların kiminle nasıl flört ettiklerini bilmelerine rağmen; serbest eş seçerken kimden çocuk sahibi olduklarını bilmiyor olmaları. Temel nedeni de evrimsel psikolojide çalışlmaların gençler üzerinden yapılması.

    Erkeklerde ve Kadınlar Risk

    Günümüzde ilgi çekmese de esas olan modern ortamın kadını nasıl etkilediği olmalıdır. Özellikle erkeğin gelişimi üzerine (genç erkek sendromu) birçok çalışma yapıldı. Statü arttırmak, risk alma davranışlarının artması gerektiği gibi sonuçlar çıkarıldı. Özellikle 20lerin ortasında kadar risk alma ve şuç-şiddette artış, sonrasında düşüş görüldü.

    Kadınlar da olgunlaştıkça risk alabilir fakat dönüşümün tam bir modeli yoktur. Bunun nedeni de toplumsal zorluklara yol açması ya da düzenlenmesi neden olmuştur. Eğer değerli erkek sayısı azsa kadınlarda saldırganlığın arttığı görülmüş.

    Kadınlar neden daha az uzun süreli ilişki yaşıyor?

    Katkıda bulunanları doğum kontrolü ve aile planlamasına erişimin artması, kadınların eğitim ve ekonomik ilerlemesi, kentleşme, iş gücü kalımı, çocuk hayatta kalmanın iyileşmesi, ilk doğumda daha yüksek yaş ve dindarlığın azalması olarak özetleyebiliriz. Örneğin eğitim başarısı, ekonomik olanakları artırırken üremeyi geciktirir ve çiftleşme kararlarında özerkliği artırır.

    Yüksek hareketlilik, bol eş seçeneği sunan flört uygulamaları ve cinselliği üreme odaklı olmadan ilişki. Bunların hepsi kadınlara ebeveynlikten ayıran geçici ilişkiler sundu ve sunmaya devam ediyor. Kadınlar seçici olsa da sonuçta erkekler kadınlara ulaşamamış oluyor.

    Aşırı Seçim Yükü

    Günümüzde seçim yükü her yerde mevcut. Kapitalizmin ve ürün bolluğunun sonuçları sadece ürünlere değil, eş seçimine de yansımış durumda.

    Dijital platformlarda görülen “seçim aşırı yükü” paradoksal olarak karar alma süreçlerini engelleyebiliyor. Her zaman daha iyi bir partnerin mevcut olabileceği algısını teşvik ediyor ve aynı zamanda partnerlerin yeterince ideal veya kolayca değiştirilebilir olarak görülmemesi durumunda mevcut ilişkilere olan güveni de zayıflatabilir.

    Üreme genellikle sadece çekime değil, aynı zamanda bir ilişkinin uzun vadeli ebeveynlik ve aile kurmayı destekleyecek kadar dayanıklı olduğuna olan güvene bağlıdır. Günümüzde ise önemsizleşti.

    Ailenin ve Çevrenin Önemi

    Tarihin ilk dönemlerine bakıldığında, kadınların üreme stratejileri, ölüm riski, kaynak erişimi ve akraba destek ağları gibi anlık ekolojik faktörlerle yakından şekillenmişti. Modern zamanda ise eğitim süresinin genişletilmesi, belirsiz sosyal normlar, kariyer öncelemesi ve çocuk yetiştirme için daha az sosyal destekle karakterize edilir. Hatta devlet bu açığı kapatmaya çalışsa da tarihin ilk dönemleri gibi sorumluluk yaratamadığı için işe yaramamaktadır.

    Eskiden aile motivasyonu varken öncelikler değişti. Potansiyel eşlerin bolluğu, sosyal hareketlilik, zayıflayan akraba bağları kadınların karar almalarını karmaşıklaştırdı.

    Özetle;

    • Doğum kontrol yöntemlerine ve aile planlama programlarına erişim.
    • Kadın hakları, özgürlük ve azaltılmış sosyal kontrol.
    • (Kadınlar) Eğitim seviyeleri ve kadın iş piyasası katılımı.
    • Ekonomi (Kişi başına Gayri Safi Yurtiçi Hıdala).
    • Kentleşme veya kentleşmiş alanlara taşınmak.
    • Azalan bebek ölüm oranları.
    • Sekülerleşme (Dindarlık negatif ilişkilendirilir).
    • İlk doğumda yaş ve çocuksuzluk.
    • Sosyal normlar ve kültür.

    Bireyselleşme ve sekülerleşme, ekonomik özgürlük daha az sosyal kontrol ve dindarlık demektir. Sonuçta da aile kurumu daha az teşvik edilir durumdadır diyebiliriz.

    Bekar Kadınlar Daha Mı Mutlu?

    Bir noktada üreme psikolojisi ve cinsel istek günümüzde birbirinden ayrışmıştır. Genç Kadın Sendromu uzun süreli partner arayışına daha az önem vermelerine neden olmuştur. Mesela bir diğer propaganda aile kurmayan kadınların daha mutlu olduğu yönünde fakat bu da doğru değil.  New York Times’da yayınlanan bir makale haberinde tam tersinin olduğu gösterilmiş. Benzeri erkekler için de geçerli (Referans).

    Ne yapılabilir?

    Herkes tek gecelik ilişki yaşamıyor. Bütün istatistiklere rağmen toplum ortalaması belli. İnatla aynı kadınlara denk geliyorsanız sosyal çevreyi değiştirin.

    Bir arkadaşım vardı. Otobüste bilet keserdi. Ciddi trafik olduğu için birçok kadınla tanışma fırsatı bulurdu ve oradan tanıştığı kadınla evlendi. Bunu sağlayan yüksek statüsü değil, ağzının iyi laf yapması ve fazla kadına erişimi olmasıydı. Yani ihtimallerini arttırmıştı. Gördüğüm erkeklerin en büyük sorunu sadece statüye veya görünüşe odaklanmaları fakat kadınlara ulaşabilecekleri bir ortamlarının olmaması.

    Evlenmek ve aile sahibi olmak gerekli mi?

    Gerekli değil. Burada da ciddi bir kutuplaşma var. Örneğin muhafazakar erkekler “kadının geçmişi önemli. Ben ataerkil düzenimi sürdüremeyeceksem evlenmem” diyor. Kadınlarsa kendi başımıza güçlüyüz, “go girl” erkeğe ihtiyacınız yok deniliyor. Sonuç olarak evlilikler güçleşiyor. Maskülen erkeklerse mantıklı karar vermelidir. Size uygun olan bir kadın yoksa evlenmek için diretmek mutsuz olmaya davetite çıkartmaktır.

    Özetle geleneksel aile yapısı kurulacaksa güzel; aksi halde anlamsızdır diyebiliriz. Kadınlar günümüzde bir noktada güç savaşıyla neden evlendim, bunları zaten yapardım diyebiliyor. Erkeklerde de benzeri var. Her şeyi statüye bağlayıp, kadınlara ya da duygusal bir desteğe ihtiyaçları olmadığını düşünebiliyorlar.

    Evlilik şart değil ama süreli ilişki yaşanabilir. Aile sadece devlet önünde yükümlülük yaratır. Evlendik diye aldatma varsa sorun var. Evlilik bir sonuç olmalıdır.

    Her Erkek Suçlu

    Manosphere’e de negatif suçlama var. Her şey her karşı çıkan incel ya da redpilci oldu mesela. Geleneksel düşünen erkekler bile artık benzer şekilde suçlanıyor. sanki herkes sizin gibi düşünmek zorundaymış gibi davranıyorlar. İdeolojikler ve suçlanıyorsunuz. Bir taraf tamamen kötü gösteriliyor.

    Modern ilişkilerde eşitlik var mı?

    Keşke olsa ama yok. Öyle olursa evlilik iş ilişkisine döner. İş ilişkisi de arzu içermez. Her işin daha iyisi vardır. Hatta bununla ilgili bir video gördüm geçenlerde. Kadın aile içinde tamamen eşitlikçiyken bir süreden sonra kafayı yediğinden, her şeyi hesaplamaktan yorulduğundan bahsediyordu. Size de bu olacaktır.

    Bir diğer bakış açısında eşitliğin olduğu yerde uyum da olmaz. Çünkü 2 taraf da kendi haraketlerini en değeri hareket sanır ki zaten çalışmalarda kadınların bunu istemediğini de görüyoruz.

    Bir tarafın mutlaka daha güçlü olması ve son kararı vermesi gerekir. İş hayatında bile benzer durum mevcut. bir yerde 2 lider olmaz. 2 baskın karakter birbirine üstünlük kurmaya çalışır. Askerlikte de benzer. Herkes general mesela? Olabilir mi? Olamaz. Emir-komuta zinciri yok olur. İnsanlık tarihinde her zaman hiyerarşi olmuştur. Fırsat eşitliği olmalıdır fakat mutlak eşitlik olmaz.

    Özel görüşmelere yeni opsiyonlar eklendi. Tıklayın. Yeni yazılara hemen ulaşmak için alttaki kutuya e-posta adresinizi yazabilirsiniz:

    0 0 votes
    Makaleyi puanlamayı unutmayın.

    İlişkiler Üstüne Maskülen Tespitler sitesinden daha fazla şey keşfedin

    Subscribe to get the latest posts sent to your email.

    Subscribe
    Bildir
    guest

    0 Yorumlar

    İlişkiler Üstüne Maskülen Tespitler sitesinden daha fazla şey keşfedin

    Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

    Okumaya Devam Edin

    0
    Would love your thoughts, please commentx