Ücretsiz olarak devam etmemizi istiyorsanız bize destek verin, sponsorumuz olun. Her bağışta yeni bir yazı gelmektedir. Bu yazı buymecoffe’e gelen bağış sonucu yayınlanmıştır.
Özgürleşmek için yeni anılar yaratın dediğimizde aklınıza hemen para veya biz zaten özgürüz abi gelmesin. Burada özgürlük derken, siyasi bir tanımdan bahsetmiyoruz.
Özgürlük andan zevk alabilmek, geleceği kurguladığınızda berrak düşünebilmeniz demektir. Minimal yaşamdan keyif almak, hayata pozitif bakmak, yaşadığın için bile mutlu olmaktır. Kahve içip kitap okurken sadece o kitabı düşünmektir. Tabii ki kaygılarınız olabilir fakat karamsar değilsinizdir. İşte tutsak insanlar bunları yapamayanlardır.
Açıklayacaklarımı özellikle zor zamanlar geçirenler, sıfırlananlar, ayrılanlar veya boşananlar çok iyi anlayacaktır. Bazen de tam tersi olur. Düzenli bir hayatınız vardır, hatta görünürde hiçbir sorun yoktur fakat en ufak heyecan hissetmiyorsunuzdur. Monotonluk sizi ele geçirmiştir. Kendinizi kandırıyorsunuzdur ve gizli bir depresyondasınızdır. Her ikisini de yaşadım.
Ayrılık Konuları.
Tutsak insanların yaşamları sanki zaman öldürmek, geceyi getirip uyumaktan ibarettir. Dikkatiniz hep huzursuzluğunuzdadır. Yaşamdan keyif alamazsınız. Ana odaklanıldığında bile kaygılar her şeyin önüne geçer. Bunu somutlaştıralım. Eminim ki herkes yaşamıştır: Ayrılmışsınızdır ve eskiden size huzur veren hobileriniz bile huzur vermiyordur. Her an o kişiyi düşünürsünüz. Sanki hayat bitmiş gibidir.
Bitmeyen gribe benzer hep hastasınızdır. İlaçlar işe yaramaz, her gün bitkinsinizdir. Aylar geçer ama durumunuzda en ufak gelişme yoktur. Bunu siz de beslersiniz. Devamlı stalk ile anıları diri tutarsınız. Unutmayın en son ne zaman stalklamışsanız o gün ayrılmışsınızdır. Çünkü nöronlarınızı devamlı uyararak anıları canlı tutarsınız. Beyninize fmri cihazı ile görüntüleme yapılsa ışıl ışıl görülür.
Bir Yere Gitmeyen İlişkide Sıkışan Erkekler.
Tabii bu yazıda ayrılık acısı ile kısıtlı kalmayacağız. Bazen de tam tersi nedenle bu haldesiniz. Mesela bir evliliğiniz vardır, belki de uzun süreli ilişkidir. İlişkinin bir yere gitmeyeceği kesindir ya da apaçık kötü gidiyor, sizin hayat kalitenizi bozuyordur.
Unutmayın mutluluk bir ana aitken, kötü hissetme büyük zaman dilimini kapsar.
20li yaşlarımda bir ilişkim böyleydi. Kendimi evlenmiş de 65 yaşına gelmiş emekli gibi hissetmiştim. Market alış-verişi yapıyor, rutinler gerçekleşiyor, tv izliyor ve uyuyorduk. Cinsellik de bitmişti. Taksim’in ortasındaydım. Hayat çevremden akıyordu. Tabii bunda kendimden baya büyük bir kadınla birlikte olmam da etkindi. Kendinizden büyük hatta yaşıtınız kadınla olmayın!
Gerçi başta çok canlıydı ama zamanla hayatı iş olmuştu. O günlerde ilişki dinamiği konusunda hiçbir teorik ilgim yokken bile şunu anlamıştım. Stres kadına göre değil. Bir kadın işi yüzünden stresliyse ilişki saçma sapan bir şeye dönüşüyor.
O dönem belli anlarda mutlu olsam da “ne yapıyorum ben burada?” modunda giriyordum, enerjim kayboluyordu. Hafta sonları bile anlamsızdı, hafta içinden ne farkı vardı ki? Kendimle bile zaman geçiremiyordum. Cinsellik sıfırdı. Tabii ki erkektim ve bu kadınla mı hayatım geçecek, başka kimse olmayacak mı diye huzursuzlukta kayboluyordum. Ardından da birçok erkek gibi günü kurtarmak için bir şeylere odaklanıyordum ama tabii ki sorun çözülmüyordu! Evliliği, işi veya ilişkisi kötü giden birçok erkekte de mekanizma benzerdir.
Çözüm bulamayan erkeklerin genel kabullenme mekanizması kendini işe vermektir. Mesela gym faresi olmak, işkolik olmak, hatta her gün kadınlarla takılmaya çalışmak, aşırı alkol buna örnektir. 20lerin başındaki erkek gelip de mutsuzum dediğinde ona önerim: “kendini geliştir, işine ve spora odaklan” olur. Çünkü bu erkek bir şey yapmadığı için mutsuzdur fakat böyle durumlarda ters teper. Size kendi iç dinamiklerinizi kaybettirir. Bu tarz insanların çoğunluğunun hayatı harabedir ve sorunu çözmek yerine gömmeyi tercih ederler.
Sonunda özgürleşmem gerektiğini anladım. Bu hayat baya göre değildi fakat bir yandan da anılar vardı.
Aslında burada askerlik zamanımın gelmesi ve bir gün bana ayrılsak mı demesi etkili oldu. Beton çarpmıştı resmen. Şunu fark ettim. Askere gidersem bu kadın beklemezdi. O zamana kadar kadınlardan bir şey öğrendiysem o da eş değiştirme sanatıydı. Yakın zamanda değiştirilecektim. Onun yerine ben değiştirdim. İnanmayacaksanız ama hayatım 180 derece değişti ve iyileştim.
Aslında enerjimi tüketen ilişkinin kendisiymiş. Bir anda seks, rocknroll, alkol modunda bir yaşama geçtim. İnsan hayatı iniş çıkışlıdır ama mesele özgür hissetmektir. O dönem özgür hissediyordum. Her şeyden keyif alıyordum, kafama çoğu şey takmıyordum.
Sonuçlar.
Şimdiye kadar birçok olay yaşamışımdır. Başka ayrılıklar, kötü dönemler, sıfırlanmalar! Hatta her şeyi biliyorum ben diye kötü çocuk triplerine girdikten sonra da kazık yediğimi bilirim.
İlki kesinlikle önceden anladığım yalnız olamayan erkeğin kaybeden olduğu, sonrası ise özgürlüğün yolunun yeni anılar yaratmak olduğuydu.
Bizi etkileyen en önemli parametre güncel anılarımızdır. Hatta insanlar silik anıları bile önemli bir olay veya kişiyle (sevgili veya eş) bağlantılıysa güçlü ve acı verici hatırlatabilir. Oysaki o gün objektif bakıldığında önemsizdir. Bu anlar derine işlemişse ve kötü bir tad bırakmışsa “travma” diyoruz. Shutter Island (Zindan Adası) filminde travma için psikiyatr şöyle der: Travma Yunanca bir köke sahiptir ve “yara” anlamına gelir. Sen yaralasın maraşel!
Zihin eski moda bir kasede benzer. Yaralandığında iyileştirmenin yolu kaset gibi üstüne bir şeyler kayıt etmektir. Çünkü antibiyotik ile iyileşmezler. Yani yeni anılar yaratmalı, zamanın geçmesine izin vermeli ve her şeyi tarihin tozlu sayfalarına gömmeyi başarmalısınız. Bir yerde geçmişe baktığınızda “evet bunları” başardım, “o gün de bunu yapmıştım” diyebilmelisiniz. İnatla yerinize oturup depresif bir zaman dilimi geçirdiğinizde anılarınız bu depresif anlar olacaktır. İnatla bir şey yaptığınızda ve atlatmaya çalıştığınızda ise bu zaman dilimini kurtuluş günleri olarak hatırlayacaksınız. Ne dedik? Zihin sonuca göre anıları tekrardan düzenler ve öyle hatırlar.
Örneğin devamlı stalklarsanız ayrılık acınız bir “yara” olarak kalır ve derinleşir. Benzer şekilde içinde bulunduğunuz sizi huzursuz eden durumdan, bazen bir ilişkiden bazen de iş yaşamınızdan acilen çıkmanız gerekir. Anlık olarak bu tutsaklığı atlatmak için başka işlere adapte olsanız da ertesi gün benzerini hissedeceksiniz.
Emin olun ki eyleme geçmeden mucizevi şekilde atlatamayacaksınız. Günbegün yaranız derinleşecek ve sizi ele geçirecek, sonra bir bakmışsınız esas canavar siz olmuşsunuz. Seneler geçmiş, terk edilmişsiniz. Hatta o dönem etik değil, o kadına bakmayayım diye düşündükleriniz 5 sene sonra önemsiz olacak. Çünkü bir noktada mevcut ilişkiniz zaten bitecek. Buna izin vermeyin, durumunuz her neyse aşmak için “eyleme geçin.” Eylemlerinizi mevcut durumunuzu korumak için değil, değiştirmek için ve yeni anılar yaratmak için gerçekleştirin!
Ücretsiz olarak devam etmemizi istiyorsanız bize destek verin, sponsorumuz olun. Her bağışta yeni bir yazı gelmektedir.
Yeni yazılara hemen ulaşmak için alttaki kutuya e-posta adresinizi yazabilirsiniz:
İlişkiler Üstüne Maskülen Tespitler sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Çok faydalı bir blog yazısı oldu teşekkürler 🙂
Valla borava sanki bu yazıyı okumak için bunca sene beklemiş gibiyim bir dakikada 12 yılın agırlıgı gitti beynimde bir şimşek çaktı resmen
Çok faydalı